Bir İzmirlinin Kaleminden
Türkiye'de yaşamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye'de yaşamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.07.2015

Sinir olduğum şeyler! 2

1. Gösteriş olsun diye bir şeylere karşı çıkanlar. Karşı çıktığı şey hakkında hiç bir fikri olmayıp sadece sürü psikolojisine kurban gitmiş insanlar topluluğu...Biraz düşünün!

2. Sadece bir ülkenin onurlu insanlarının yaşadığı devletten hesap sorma hakkı vardır. İsterse bir tl olsun vergi kaçırıyorsan devletin ya da hükümetlerin; yolsuzluklarından, hırsızlıklarından, talanından ve sarayından hesap sorma hakkı yoktur.

3. Konuştuğum kişinin neredeyse her cümlede salak, manyak, geri zekalı gibi kelimeler kullanması...

4. Siyasi görüşlerime, görüşüm hakkında bilgisi olmayan insanların biliyormuş gibi sallaması, yorum yapması...

5. Modayı takip edip, yeni çıkan şeyleri alan, aldığı şeyleri de sanki kendisi sıfırdan yapmış gibi öven insanlar. Karşındakinin fikirlerini düşünmeden sonuna direkt "sen de al" tarzı cümle kurarlar.  Daha telefonum bozulmadı,  ilk günkü performansında çalışıyor...

6. Annem, babam karışmazken yaşam tarzıma, düşüncelerimi istedikleri gibi eleştirip, benim eleştirmeme izin vermeyen insanlar...Benim inançsızlığıma saygı göstermeyen insanlar. Çevremdeki herkesin inançlarına saygı duyarım ama sadece ahiret korkusu yüzünden ibadet eden insanları anlamıyorum. Bana karışsanız da sonuç değişmeyecek ki ben buyum. Dinlere göre değil, vicdanıma göre hareket ederim. Yanmama korkusu için bir şeyler yapıyorsanız çoktan yanmışsınız siz!
 

7. "Dedenin ismini taşıyorsun, deden bu partiliydi, kemiklerini sızlatıyorsun" gibi salakça şeyler söyleyen akrabalar. Dedemin adını taşımayı ben seçmedim. Ama yüzlerinize de söylediğim gibi siz daha babanızın verdiği partiye oy vermeye devam edin ama şunu da bilin o partiden bi cacık olmaz. Ben düzen dışı kalan sol partileri desteklemeye devam edeceğim.



Paylaş:

10.07.2015

Sinir olduğum şeyler!

1. Çok konuşan insan, özellikle de aynı şeyi defalarca soran/söyleyen kişiler. Biraz çok bilmiş olurlar, öz güvenleri tavanı delmiştir. Bilinmeyen o kadar çok şey varken, her şeyi bildiğini sanan insanlardır. Sevmesem de çevremde çokça bulunmaktadır. "Keçinin sevmediği ot burnunun dibinde bitermiş" ne de olsa.


2. "Kendisinin eli ayağı tutarken başkasına işini ya da isteğini yaptıran insanlar, ve kendini kullandıran insanlar." başkasına kendi işini/isteğini yaptıran  tiptir, karşısındakini düşünmez, genelde tek çocuktur, hamurunda bencillik vardır, kendini beğenmişin tekidir. kendini kullandıran insanlar ise pasif kalmıştır, sesini çıkarmazlar. değişik modelleri de vardır. Karşısındakini kırmak istemediği için isteğini yerine getiren tipleri de var.


3."Yolda yürürken sağa sola çöp atan insanlar ve tüküren hatta balgam atan gibi üst modelleri de olan insan tipleri" Çok tiksinirim. çöp atana çöpünü almasını söylesem de tüküren yada balgam atan insanla diyaloğa bile girmek istemem.


4. "Okurken ya da çalışırken kapı zilinin, telefonun çalması. Bir şeylerle uğraşırken birinin soru sorması." Kendime okuma ve çalışma saati koymama neden olan olaydır.


5."Gürültü."Son zamanlarda tam da okumak için ayarladığım zaman diliminde mobiletle geçen şahıs ve de arabasına ses sistemi döşemiş gecenin yarısı evimin önünden yüksek sesli müzik diyemeyeceğim gürültü ile geçen düşüncesiz insan.


6. "Arabanın dikiz aynasını sadece makyaj için kullanan kadın sürücüler ve de trafikte kadın sürücüleri sıkıştıran öküzler." Bu gruba bir de seyir halindeki bisikletlilerin dibinden geçen otomobil sürücülerin ekleyebilirim. Biraz saygı lütfen. Değerli motorlu taşıt sürücüleri; bisikletlerin yanından geçerken aranızda 1.5 m mesafe bırakın. Canavar olmayın, insan olun. Türkiye de yeterince trafik canavarı var. Trafiğinde canavarını yaratan tek ülke de bizden başkası olamaz.


7. "Anadili Türkçe olan insanların konuşurken Türkçe kurduğu cümlenin ortalarına doğru İngilizce kelimeler kullanması finali de Türkçe olarak yapan insanlar." Ya Türkçe konuşun ya İngilizce..



8 "Dünya da cennetten bir köşe deyip fotoğraf çektiren insanlar." Bunu diyenler genelde büyük şehirlerde yüksek binalarda oturan ve çalışan insanlar .Elbette ki çok güzel yerler vardır bu gezegende ama cennet yaşamaktır. Gerisini kimse bilmiyor. Bir zamanlar yüksek binaların olduğu yerlerde belkide önceden cennetten bir köşeydi. Cenneti yani yaşamı cehenneme yani yaşanmazlığa çeviren belki de insanoğlunun ta kendisiydi. Misal Artvin Cerattepe dünyanın yüz doğal ormanından biri. Milletin a..na koyan holding patronu ormanlarında a..na koymakta ısrarlı. Bölgede yapılması planlanan madencilik faaliyeti yüzünden 1.7 milyon ağaç yok olacak. Artvin'in su kaynakların büyük bölümü de bu bölgeden sağlanıyormuş. İçme suları da tehlikede. Esnaf kepenk kapatmış diğer vatandaşlarla birlikte çevrecilere desteğe gitmiş. Eğer bu şirket ormanın ve Artvin'in içme suyunu a..na koyarsa cennetten bir köşe cehennemden bir köşe olacak. Yukarıda da dediğim gibi "Cenneti yani yaşamı cehenneme yani yaşanmazlığa çeviren belki de insanoğlunun ta kendisiydi."



9 "Dünyada iken, hayatta iken acı çekiyoruz deyip, her şeyin cennet denilen yerde güzel olacağına inanan insanlar". Tamam her şey cennet denilen yerde de güzel olsun. Ama burada niye acı çekiyoruz, burada da güzel olsun. Hem tanrı ile sözleşme mi yaptın cennete gireceğine dair. Niye yaptığın her şeyi ahiret denen şey için yapıyorsun Orada bolluk olsun hepiniz de zengin olun. Yanınızdan altın akan nehir geçsin. Ama burada niye yoksulluk çekiyorsun ve haline şükrediyorsun. Yukarıda da dediğim gibi yaşam cennettir. Dünyayı cennete de çevirmek elimizde cehenneme de ama ne olacaksa eşit olsun. Başkalarının cehennemi bizim cennetimiz olmasın. Bizim cehennemimiz de başkalarına cennet olmasın. Ya bu dünyada yaşasın herkes cenneti ya da hiç var olmasın cennet denen şey.





 
Paylaş:

23.06.2015

Özgür Ruh

Ülke olarak belki özgür olmayabiliriz. Bunun çok kötü bir durum olduğunun farkında olan, ruhu özgür insanların var olduğunu da biliyorum. Bağımsız olduğumuzu savunabilecek çok az kişi vardır. Bunları neden yazıyorum onu da bilmiyorum.

"Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir" diyen Mustafa Kemal'in kurduğu Cumuhuriyet'ten eser kalmadı. Bir kere Laik değiliz. Bu on üç yıllık bir süreçte değildi üstelik. Seksen darbesinden bu yana. Bir elde kuran, bir elde bayrak belki de laikliği bitiren darbedir. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın olduğu bir ülke'ye de laik demek aptallık olur. Düşünmek lazım bunları...

Laiklik bitti de bağımsızlık kalır mı? En ucuz şeyin insan hayatı olduğu yıllardır değişmedi güzel ülkem Türkiye'de. Kore'ye, savaşa asker yollamış bir neslin torunlarıyız. Bundan utanmamız gerek. Yakın tarihimizle yüzleşmek gerek. Yüzleşmediğimiz zaman aynı hataları tekrar tekrar yaparız. Nato'ya girmenin bedelini de Kore'de fazlasıyla ödedik. Tarih de dönemi, o dönemin şartlarına göre değerlendirmek esastır. Nato'ya girmek o dönem için gereklilik diyenler olabilir. 1952 yılında 12 ülkenin imzasıyla Nato'ya girdik. Nato bize girdi desek daha doğru olur. 1954 yılından itibaren Amerika'nın Nato çatısı altında Türkiye sınırları içinde üs kurmasına, asker bulundurmasına izin verilmiştir. 1960 yıllarda bu üslerin sayısı 100'ü geçmiştir. 1922 yılında Kurtuluş Savaşı ile kovduğumuz emperyalizm, Türkiye'yi yeniden sarmıştır. Kanımızla kazandığımız özgürlüğümüzü, imzalarla kaybettiğimizin kanıtıdır.

Neyin özgürlüğünden bahsediyorum ki ben. Vatan toprakları, Amerika ve Nato işgali altındayken neyin özgürlüğü.  Tek parti döneminde aynı insanlar tarafından yönetildik ama çok partili siyasi hayatın en boktan tarafı da hep aynı insanlar tarafından yönetilmemiz olmalı. Fikret Kızılok'un "Süleyman hep başbakan" diye şarkı yapması boşuna değil. Çok partili siyasi dönemde hep aynı zihniyet tarafından yönetildik. İnsandan çok paraya değer verenler tarafından.

Bu kadar yazdım. Özgür olduğumuz şeylerde var. Kartopu oynarken ölme özgürlüğü başka ülkelerde yok. Devlete rağmen parklarını, yeşilini korurken ölme hürriyeti belki de hiç bir ülkede yoktur. HES'leri protesto ederken mapus damlarına düşme de bir hürriyet değil mi?. Laik, Bilimsel, Parasız eğitim isterken darp edilip tutuklanmak da bir çeşit hürriyet. Öldürülmekte eşitiz, özgürüz.

Bence düzeni değiştirmek lazım. Saltanata son vermek esas olmalı. akp,chp,mhp,hdp al birini vur ötekine. Hepsi aynı yolun yolcusu. Chp'de zaten 81-92 arası kapalı kaldı. Açıldıktan sonra da başarılı olamadı. Chp'ye sol dersen meclis dışındaki sol partilere hakaret etmiş olurum. Chp şuan da bana göre çıkarcı bir parti oy arttırmak için kırmızı çizgilerini beyaza boyayabilir. Tek sloganı da "oylar bölünmesin" oldu. Oylar bölünmesin diyerek koltuklarından kalkmadılar...

Ne diyebilirim ki daha. 
Yaşasın düzen dışı sol.

Tutsak bir ülke olsak da ruhu özgür olan çokça insan olduğunu bilmek umut verici doğrusu. 
Bu şarkıda tüm özgür ruhlu dostlara gelsin...

Ölünce parçalanmaz ki 
Bendeki özgür ruh 


Paylaş:

15.03.2015

Tüketimi Azaltmak


Ülkemizde en pahalı ürünlerden biri yakıt. Aracınız varsa, bir süre ayağınız yerden kesilmesin zira yere basmak iyidir. Bir süre toplu taşımaya yönelebilirsiniz. Çalıştığınız yer yürüme mesafesinde ise yürüyün yürümek sağlığınıza da iyi gelir. Biraz daha uzaksa bisiklet tercih edebilirsiniz. Bir çoğumuz farkında değiliz ama bisiklet aynı zamanda bir ulaşım aracıdır. Yaz için benim de planlarım var imkan ve şartlarımı sağlarsam kısada olsa bisikletle seyahat etmeyi planlıyorum. Her ne kadar planlara uyan birisi olmasam da.

Türkiye'de yaşam birazdan yazacaklarımla benzerlik gösterebilir . "Haliyle vergilerle birlikte(Vergiler bir çok yerde vardır, Türkiye'deki kadar değildir.)  yaşıyoruz. Ülkemde Allah vergisiyle doğar, devlet vergisiyle yaşamını tamamlar insanoğlu. Yani insanlar hayatını idame ettirmek için değil, vergi vermek için yaşarlar. Elektrik, Su, Telefon faturalarından alınan vergiler, Ev kendinin ise ev vergisi, çevre vergisi, bir de ayağını yerden kesecek arabası varsa yakıttan alınan vergi, mtv'si, vergilerin,  faturaların kdv'si, gecikme zammı, derken sürekli çalışırsın, vergi de verirsin. Vergiler nereye gidiyor? diye sorduğunda,  "yol yaptık yol!" ya da "demir ağlarla anayurdu, biz ördük biz!" derler. Sonra araba ile giderken yol çöker ölürsün ya da bindiğin hızlı tren raydan çıkar ölürsün..."

Seyahat etmeyi gezmeyi seven bir iseniz. Turlarla seyahat etmeyin. Yurt dışına seyahat edecekseniz uçak biletinizi alın ve gidin kalacak yer elbet bulursunuz. Ya da önceden Couchsurfing'te gideceğiniz yerde kalacak yer bulmanıza yardım edebilecek insanlarla iletişime geçip, daha ucuz bir tatilin yolunu bulmuş olursunuz. Cesaretiniz ve zamanınız varsa alternatif seyahat yollarını deneyebilirsiniz. Gürkan Genç gibi bisikletle dünyayı gezmek yada Drummerlizard gibi yürüyerek seyahat etmeyi düşünebilirsiniz. Ya da bunun delilik olduğunu söylersiniz. Bu arada VosVos'la Güney Amerika bloğunu tavsiye ederim.

Teknoloji takıntınız yoksa 1-0 öndesiniz. Sürekli üst model çıktığında kullanığınız araçları, eşyaları yeniliyor sanız tüketim canavarı olmuşsunuz demektir. Eşyalarınızı  bozulana kadar kullanın, tamir olmazsa yenisini alırsınız. Tüketim canavarı olmayın!

Müteahhitler sayesinde her ne kadar sayıları azalsa da bahçeli bir evde yaşıyorsanız, bahçenizi boş tutmayın. Toprakla uğraşın, hem size iyi gelir hem de  mevsimine göre ektiğiniz yiyeceklerle kendi yiyecek ihtiyacınızı karşılamış olursunuz. Üretmek güzeldir. Kendi ektiğiniz domatesi, biberi yemek daha da güzel.

Modayı takip etmeyi bırakın. Bir saate, çantaya ya da ayakkabıya binlerce lira vermeyin.
Hayvanların derisinden yapılan eşyaları da kullanmayın!

Bloglar'da yazı okuduğunuza göre okumayı seven biri olduğunuzu biliyorum. Arada sahaflara, eski kitapçılara gidin belki aradığınız bir şeyi bulursunuz. Her ne kadar sık kullanmasam da kütüphaneleri kullanmak iyidir. Kitap satın almak yerine kütüphaneleri kullanabilirsiniz.

...


...
Paylaş:

12.03.2015

TDK Müsait misin?

Bu gün size geliyoruz müsait misiniz? Dolmuşlar da müsait bir yerde inebilir miyim? Müsait kelimesini bir şekilde kullanırız. İşte o kelimeyi dediniz mi ne diyorsunuz biliyor musunuz? En azından bundan sonra ne demiş oluyorsunuz. ''Karını müsaitse becermeye geliyorum'' demiş oluyorsunuz bundan sonra. Ben demiyorum bunu, A*P zihniyetinin Türk dil kurumunda çalışan imam hatip mezunları diyor. Yani, "biz müsaitsen sana geliyoruz" dersen, içine tükürdüğüm zihniyetine göre grup s*ks  oluyor.

Müsait kelimesinin anlamına sıfat ekleyeceğinize, hırsızın, katilin, yobazın karşısına isim ekleyin.

(Türk Dil Kurumu'nun, sosyal medyada oldukça tartışılan 'müsait' kelimesi için verdiği 'Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın)' karşılığı, TBMM Genel Kurulu'nda da tartışılıyor)

TDK'dan ikinci skandal, TDK’nın internet sitesindeki güncel sözlükte ‘Kötü kadın’ kelimesi için ‘or**pu’ ifadesi kullanıldı. Aynı sözlükte ‘kötü adam’ kelimesi ise şöyle anlatıldı: Filmlerde izleyiciye sevimsiz gelen, filmin kahramanıyla çekişme durumunda olan ve sonunda çoğu kez yenilen kimse. Yani TDK sözlüğüne göre, kötü kadın’ genelevde, ‘kötü adam’ Yeşilçam’da....



Paylaş:

31.10.2014

Kazaların Ülkesi Türkiye (Yoksa Yeni Türkiye Mi Demeliyim?)

Her sabah kaza ve ölüm haberleri ile gözümü açmaktan bıktım artık. Ülkemde en ucuz şey insan hayatı olduğunu her gün kafamıza vura vura anlatılıyor. Tamam da güzel kardeşim gerizekalı(biraz gezizekalı olabiliriz) değiliz anladık! Tv'de insan hayatının ucuzluğu ile ilgili haberleri duyunca hep Nazım Hikmet'in 23 centlik asker şiiri geliyor. Hani dönemin abd savunma bakanı John Foster Dolles'ın müttefik güçler en ucuz askeri Türkiyeden temin ediyor, bir askerin maliyeti 23 cent'e geliyor açıklamasının ardından kaleme aldığı şiir;
Mister Dalles.
"Sizden saklamaz olmaz,Kazaların Ülkesi Türkiy
Hayat pahalı biraz bizim memlekette.
Mesela ikiyüz gram et alabilirsiniz.
Koyun eti,
Ankarada 23 cente." diye başlayıp,

...

"Hani şaşmayın,
Yarın çokDipçe pahalıya mâl olursa size.
Bu 23 centlik asker,
yani benin fakir, cesur, çalışkan milletim.
Her millet gibi büyük Türk milleti. "

diye biten şiir gelir aklıma çok severim. Nazım Hikmet'in şiirlerinde bir dönemi öğreniriz aslında. Tabi bu diğer şair ve yazarlara ön yargılı olduğumuzdan değil, ayırt etmeden her şeyi okumak, ufkunuzu geliştirir, farklı bakış açılarından dünyaya ve olaylara bakarsınız ve daha doğru sonuçlara ulaşabilirsiniz.



Cumhuriyet bayramında, Cumhuriyet'in askeri, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında, sokakta ve sivil iken şehit ediliyorsa, kusura bakmayın ya da bakın cumhuriyetin eksiklikleri, tam çalışmayan fonksiyonları olduğunu düşünüyorum.

Eğer kendi ülkesinde, başbakan cumhurbaşkanı vs. yüzlerce koruma ve zırhlı araçlarla geziyorsa, korkulacak şeyler yaptığını, halkından korktuğunu düşünürüm.Böyle düşünmekte haklı olduğumuda görüyorum.



İş kazalarında Soma'nın son olmasını diledim. Hiç son olur mu? Burada keşkeler devreye giriyor, giden canlar geri gelmiyor. İstanbul da asansör kazası oluyor on kişi hayatını kaybediyor, kırk gün sonra izmir de asansör kazası oluyor, dört işçi ağır şekilde yaralanıyor. Dört gün önce Konya Ermenek'te  madende su baskını meydana geliyor onsekiz işçi yerin üçyüzelli metre altında mahsur kalıyor. Umutlar tükeniyor.


Gitti mi benim oğlan şimdi, saklamayın. Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?diyen dedem ve ninem aklımdan çıkmıyor. Şirketin kendini "doğal afet" diyerek sıyırmaya çalışması çok onursuz bir davranış. Bakanlık beş ay önce uyarmış, haziran ayında madende yapılan teftişte 12 tane eksiklik tespit edilmiş. 8690 lira idari para cezası verilmiş, ne hikmetse maden kapatılmamış.

Tüm bu olanlar yetmezmiş gibi bir de ısparta'dan katliam gibi kaza haberi geliyor. Mevsimlik işçileri taşıyan araç, virajlı yolda şarampole yuvarlandı. Onsekiz yirmi kişilik aracın içinde kırkiki kişi vardı. Onbeş işçi öldü. Yirmiyedi işçi yaralandı.

Bu yaşananlar da siyasi, idari bütün sorumluların cezalandırılması dileğiyle.

Dipçe: Toplum olarak şaşırmamaya alıştık. Tepkimizi koymamaya düşünücelerimizi söylememeye. Ben düşünceleri söyleyeceğim odada duvarlar üstüme üstüme gelmeye başlamıştı. Biraz da olsa düşündüklerimi anlattım,  yazmasaydım delirecektim.


Paylaş:

24.10.2014

Tek Yol Tımarhane!

Tek yol TımarhaneNe olacak bu siyasilerle sonumuz
uzlaştıkları tek şey cepleri
söz konusu cepleri ise vatan teferruattır anlayışındalar

*********************************

10 işçi öldü kan parası girdi hakimden önce
davaya takipsizlik geldi, adalete inançsızlık oluştu.

katil patronların yargılanması dileğiyle

*********************************

Bizim burada teröriste terörist denir.
Sayın denmez, Ama terörist başı Öcalan'a
sekreterya falan ev hapsine kadar gidecek.

Gerçekten cezalandırılması dileğiyle.

**********************************

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış.

Bir 10.köy bulmamız lazım.

***********************************
Türkiye de doğruları söylemek için
deli raporu(Psikolojik Değerlendirme Raporu)
gerekli ki ceza almayalım.

Malum Askeri vesayet yok.
Fakat Polis Vesayeti oluşturuldu.

***********************************

Yani ülkemde
doğruları söylemenin
tek yolu Tımarhane,

Çare Sarıgül, Tek Yol Hepar değil
Çare Deli Gömleği,Tek Yol Tımarhane!

Paylaş:

İzleyiciler

BlogSözlük

blog sözlük

Son Yorumlar

Google+ da takip et!

Rastgele Yazılar

Blog Listem

Follow by Email

Blogger tarafından desteklenmektedir.