Sistem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sistem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31.05.2015

Rousseau ne güzel demiş!

Tarihte ilk kez bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip burası benimdir diyen ve buna inanacak kadar saf insanlar bulabilen ilk insan, uygar toplumun gerçek kurucusu oldu. O zaman biri çıkıp çitleri söküp atacak ya da hendeği dolduracak, sonra da insanlara; sakın dinlemeyin bu sahtekarı, meyveler herkesindir, toprak hiç kimsenin değildir ve bunu unutursanız mahvolursunuz diye haykırsaydı işte o adam insan türünü nice suçlardan, nice savaşlardan, nice cinayetlerden kurtaracaktı.

Jean Jacques Rousseau

Share:

26.02.2015

Küreselleşmenin Dünü

Beş yüzyıl önce cep telefonlarının, buzdolabının, faks makinelerinin,, otomobillerin, uçakların veya nükleer silahların olmadığı bir dünyada, adamın birinin aptalca bir hayali vardı. Ya da o zaman öyle görünüyordu. Genç ve hırslı Cenovalı bir denizci, bir maceraperest olan Cristobal Colon, hakkında, benzersiz hazineleriyle ilgili aslı belirsiz rivayetlerden başka bir şey bilmediği Asya'yı kafasına takmıştı. Bu takıntı (bazılarına göre açgözlülük) öyle güçlüydü ki, İspanya kral ve kraliçesini o zamanlar Okyanus Denizi olarak bilinen, göründüğü kadarıyla uçsuz bucaksız karanlık sularda yapılacak bir yolculuğu finanse etmeye ikna etmeyi başardı. Amacı, Büyük Çin kağanını ve onun yere göğe sığmadığı söylenen altınlarını bulmaktı.

Colon yüzyıllar sonra milyonlarca okullu çocuğun Kristof Kolomb olarak tanıdığı, Amerika'yı "keşfeden" ünlü adam olacaktı. Aslında bu, bir "keşif"ten ziyade bir rastlantıydı. Gözü kara Kolomb Asya'ya hiçbir zaman ulaşamadı, hatta yaklaşamadı bile. Bunun yerine, denizde geçirdiği beş haftadan sonra kendini Karayip Adaları'nın turkuaz sularında, yakıcı güneşin altında buldu. Bahama Adaları'ndan birinde karaya çıktı ve buraya San Salvador (Kurtarıcı) adını verdi. Kolomb'un yorgun mürettebatı adaya hayran kalmıştı. Gemilerine tatlı su ve tanımadıkları yiyecekler yüklediler. Adanın yerli halkı Tainolar onlara dostça davranıyordu.

Kolomb, seyir defterine "Dünyanın en iyi ve en nazik insanları," diye yazdı. "Adamlarıma suyun yerini seve seve gösterdiler. Dolu fıçıları gemiye kendileri taşıdılar. Bizi memnun etmekten büyük zevk duyuyorlardı. Öylesine dostça davrandılar ki, harikaydı."

Aradan yirmi yıl geçtikten ve birkaç yeni seferden sonra, Tainoların çoğu ölmüştü. Karayip Adaları'nın diğer yerli halkları ise ya köleleştirilmişlerdi ya da saldırı altındaydılar. Küreselleşme, daha o zaman, kültürler arasında masum bir alışverişten hızla vahşi bir servet ve iktidar mücadelesine dönmüştü. Yerli halk Avrupa'dan gelen hastalıklar yüzünden ölürken ve kelimenin tam anlamıyla ölesiye çalıştırılırken, binlerce Avrupalı sömürgeci bölgeye gelmeye devam etti. Bu zorlu ve çılgınca arayışın sebebi altın ve gümüştü. Ama dinsiz ruhları Hristiyan inancına döndürmek bu yağmaya ek bir heyecan katıyordu. Sonunda Avrupalı yerleşimciler Karayipler'in kuzey ve güneyine doğru olan toprakların çoğunu sömürgeleştirdiler.

Kolomb'un Amerika macerası yerli halktan ve topraktan mümkün olduğu kadar servet koparma kararlılığı açısından önemli olmakla beraber, daha da önemlisi 450 yıllık Avrupa sömürgeciliğine kapıyı açan bir dönüm noktası olmasaydı. Günümüzün küresel ekonomisinin temellerini atan işte bu yüzyıllar süren sömürgecilik çağıydı.
Küreselleşmeyi Anlama Kılavuzu
Wayne Elllwood
Share:

3.12.2014

En Büyük Engel

Engellilerin tek engeli, insanlık duygusu gelişmemiş toplumlarda yaşamasıdır. tekerlekli sandalyelerin, kaldırımlardan iniş yerlerin araç park eden bir milletiz ne yazık ki. Trafik ışıklarının olduğu bazı yerlerde tekerlekli sandalyeli vatandaşlarımızın inebileceği rampaların bulunmadığı insanlık duygusu gelişmemiş bir milletiz.

Sözde seçme hakkı olan engellilerin, oy kullanamadığı bir ülkeyiz. On yıldan uzun bir süredir dedemin gözleride görmüyor, diyabetten dolayı göz damarlarında hasar oluşmuş, tedavisi yok. Hemen hemen bütün işlerini tek başına yapabiliyor. Cep telefonu kullanabiliyor. Görme engelliler için satılan konuşan saatler sayesinde zamanı takip edebiliyor. Sorun tamamen düşünelerde yani biz insanların, engellilerin yüzüne engellerini vurmaları. Seçimlerde oy kullanırken sorun oluyor görme engelli olmak, çünkü görevlilere güvenmiyor.  bunun önüne geçilebilir. İlk yıllarda çok zorluk çekmiştik. Çünkü ailemde ehliyeti olan kimse yoktu. Ulaşım en büyük sorunlardan biriydi. Ehliyet almayı, araba kullanmayı hiç istemiyordum. Bir gün dedemi derneğe getiriyordum bulunduğum yerden şehir merkezi yaklaşık 35 dakika sürüyordu. Toplu taşıma kullanarak dedemi derneğe ulaştıracaktım. Lakin otobüs dolu bir de hiç kimse yer vermiyordu. Dedem o yolu görme engelli haliyle otobüsteki demirlere tutunarak gitti. O an anladım ki gerçek engelli dedem değil, empati duygusundan yoksun insanlar.


Engelliler için daha iyi şartların, empati yeteneğine sahip insanlık duygusu gelişmiş bireylerin çoğunluk olduğu bir dünya umuduyla.
En büyük engel sevgisizliktir!
Share:

Copyright © Bir İzmirlinin Kaleminden | Powered by Blogger
Design by SimpleWpThemes | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com