Bir İzmirlinin Kaleminden
Osmanlıca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Osmanlıca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.12.2014

İsteseler de İstemeseler de Osmanlıca

Bana 10 büyük osmanlıyı sayın? diye sorduklarında benim gibi düşünen arkadaşlarım, kronolojik olarak birinci büyük osmanlı "Osman Bey", onuncu büyük osmanlı ise "Mustafa Kemal" cevabı verirler. Aradakiler farklı olabilir. Ama ilk ile son osmanlıya verdikleri cevap aynıdır.

Mustafa Kemal, Bugün düşünmeksizin hakaret edilen, heykelleri yakılan, resimlerinin devlet dairelerinden kaldırılmaya çalışıldığı, hakarete varan eleştiriler yaptığınız insan, Osmanlının bir askeri, generali, "İsteseler de istemeseler de osmanlıca öğrenecekler" diyenlerden çok daha osmanlı.

Çeşm-i ibretle nazar qil dünya bir misafirhanedir.
Bir muqim Adem bulunmaz ne aceb kaşanedir. …
Osmanlıca, Türkçeyi unutturmaktan, dışlamakatan başka bir şey değildi. Bir ingiliz vatandaşı shekspeare'i okur ve anlarken, osmanlı döneminde 17.yüzyılda yaşayan bir osmanlı vatandaşı, aynı dönemde yaşayan Baki ve Nefi'yi anlayamazdı. Fakat 17.yüzyılda yaşayan bir osmanlı vatandaşı yaşadığı tarihten 400 yıl önce yaşamış Yunus Emre'yi çok rahat anlayabilirdi. Çünkü osmanlı döneminde kullanılan dil tamamen Türkçeliğini yitirmişti, ancak yüzyıllar önce Yunus Emre Türkçe kullandığı için ne dediği çok kolay anlaşılmaktaydı. Yani bugün osmanlı dönemindeki edebiyatı anlamıyorsak, bunun nedeni dil devrimi değil. Osmanlı'nın Türkçeyi unutup dışlamasıdır.

Eğitimde osmanlıca bence olmaz.  Bize uygun ve harf devriminden önce çok bilinen bir dil olsaydı, harf devrimine gerek kalmazdı zaten. Kayıtlara göre harf devriminden önce okuma yazma oranı kadınlarda binde 4, erkeklerde yüzde 7'dir. 1928'de harf devriminin yapılmasından sonra yurdun dört bir yanında açılan millet mektepleri ve halk evlerinde yürütülen alfabe seferberliği ile bir mucize gerçekleşmiş, 15 yılda erkek ve kadın okuma yazma oranı toplamda yüzde 20 ye çıkmıştır.

Osmanlı zamanında bile halkın yüzde 90'ı cahildi. Yani bir gecede cahil kaldık olayı olsa olsa bir saray efsanesi olur. Bunun bir kanıtı Osmanlıya 1727 yılında gelen matbaadır. 19 yüzyıla kadar kitap basılmamış, 19. yüzyıldan sonra basılan 30.000 kitabı, Atatütk cumhuriyeti birkaç yılda basmıştır.

Sen isteselerde istemeselerde osmanlıca öğreteceksin eyvallah dil öğrenmek güzel birşey. Bugüne kadar dil devrimini "dedelerimizin mezar taşında ne yazdığını okuyamadık, bir gecede cahil kaldık" diyerek eleştirenlere, twitterda dolaşan İlber Ortaylı'nın adına açılmış sahte bir hesapta yayınlanan bir tweet ile cevap verelim. "Dedesinin mezar taşını okuyamıyormuş. Yahu gerizekalı mezar taşında adı yazar, soyadı yazar. İlla birşey okumak istiyorsan fatiha oku..."

Para aşkı yüzünden, basına da yansıyan, 400 yıllık osmanlı arşivleri binası otel olurken, yeni arşiv binası dere yatağına yapıldı. Geçtiğimiz haziran ve temmuz aylarındaki yağışların ardından dere yatağındaki binayı su bastığı, arşive su sızdığı ve kokular gelmeye başladığı basında yer aldı. Arşivde çalışan araştırmacılar ise, bazı belgelerin nemli olduğunu ileri sürdü. Mimarlar Odası, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünden konuyla ilgili bilgi istedi. Verilen cevapta, “Belge muhafazısı için her türlü modern önlemin alındığını ve sistemde nem alma nem vermenin dünya standartlarında yapıldığı” belirtildi.

Türkçe candır. Dilbilimci Johan Vandewalle Türkçe için "..Anadili Türkçe olan bir kişinin kısa cümlelerle düşündüğü, konuşma anında ise bu kısa cümleleri çeşitli yollarla birbirine bağlayarak karmaşık yapılar kurduğu görüşündeyim. Bu “cümle bağlama eğilimi” bazı konuşurlarda zayıf, bazılarında ise adeta bir hastalık derecesinde güçlü olabilir. Bu son durumda ortaya çıkan dilsel yapılar, insan zihninin üstün olanaklarını en güzel şekilde yansıtıyor. Farklı dil gruplarına ait birçok dili incelediğim halde şimdiye kadar hiçbir dilde beni Türkçe’deki karmaşık cümle yapıları kadar büyüleyen bir yapıya rastlamadığımı söyleyebilirim. Biraz duygusal olmama izin verirseniz, bazen kendime “keşke Chomsky de gençliğinde Türkçe öğrenmiş olsaydı… “, diyorum. Eminim o zaman çağdaş dilbilim İngilizce’ye göre değil, Türkçe’ye göre şekillenmiş olurdu…." diye yamıştı. John Vandewalle 35 dil ve lehçe bilen ve "en çok dil bilen belçikalı" ünvanına sahip tek kişidir. Yazının tam metine google'dan ulaşabilirsiniz.

İçimden Türkçe'yi en iyi kullanan şairlerden Nazım Hikmet'in dizeleriyle yazımı sonlandırmak geldi..

...
En yakın insanınmış gibi verirsin memleketini, günün birinde, mesela,
Amerika'ya ciro ederler onu  seni de hürriyetinle beraber,
hava üssü olmak hüttiyetiyle hürsün!
...
Ne demir, ne tahta, ne de tül perde var hayatında, hürriyeti seçmene lüzum yok
hürsün.

Bu hürriyet hazin şey yıldızların altında.
Nazım Hikmet


Bir ara ikincisini de okuyacağım, Sinan Meydan'ın Cumhuriyet Tarihi Yalanları kitabı
ve
Sol Gazetesindeki haberden yararlanılmıştır.

Paylaş:

İzleyiciler

BlogSözlük

blog sözlük

Son Yorumlar

Google+ da takip et!

Rastgele Yazılar

Blog Listem

Follow by Email

Blogger tarafından desteklenmektedir.