Bir İzmirlinin Kaleminden
Marx etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Marx etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11.08.2016

Marx Geri Döndü

Zaman akıp geçse de emek sömürüsü katlanarak devam etmekte. Meslekler gelişmiş ve değişmiş  olsa da ölmeyen meslek yalakalık. Peki dayanışma? Dayanışma daha yok denecek kadar az. İnsanlar korkuyorlar ve çocuklarına korkularını miras bırakacaklar. Arada bir kaç deli çıkarsa o kadar.

Serbest piyasa sonucu tekelleşme, insanların arasına sınırlar çiziyor. Krizlerle boğuşan kapitalizm, savaşlarla ve sömürü düzeni ile beslenirken, 133 yıl önce ölmüş Marx'ın hayaleti dik bir şekilde karşılarına çıkıyor.

 Arjantin'de yayınlanan bir mini dizide Marx geri döndü. Komünist Manifesto'yu temel alan dizinin son bölümünde ise aynı zamanda yaşamış olmasalar da  Marx'ın geri döndüğü yetmezmiş gibi Troçki ile karşılaşıyor..

You tube'da bir playlist hazırladım. buradan izleyebilirsiniz.


15 Temmuz akşamı olanlar hakkında düşündüklerimi yazmıştım. Burada yazacaklarım 15 temmuzdan sonra olanlar hakkında...

Koca koca insanlar kandırıldık dediler de bir de çıkıp, beyniniz yok mu? Düşünemiyor musunuz? diyemedi ya da ben tam gündemi takip edemedim. Muhakeme yeteneğin yoksa, düşünemiyor isen orada ne işin var? diye de sormadı.

Dünya adaletsiz olduğunu bilirdim de bu kadar mı adaletsiz olur. Saraylarda sağlanan adalet yeni bir kaçak saray yapılmışken ne kadar etkili olur. Zaten sözde darbe girişimini, Tek adamlığın ve kaçak sarayın meşrulaşması ve giderek polis devleti haline gelmek  olarak görüyorum. Yoksa beraber yürüdükleri yollarda çıkarları neydi? Neden onlarla yürüdüler? Halk olmadığı kesin. Halk umurlarında olsaydı, dört aydır maaşlarını alamayan demir işçileri yürüyüş yaparken, asgari ücretin iki katı maaş alan ve maaşları bu ülkede yaşayan insanların verdiği vergiden düzenli olarak ödenen  polislerin, işçilerin üzerilerine toma ile su sıkması kadar adaletsiz bir ülke olmazdık...

...

Ergenekon ayağına hesaplaşılan insanlara pardon dediler de geç gelen adalet, adalet midir? Balyoz davasında intihar eden Ali Tatar ne olacak?  Kalemşörleri, intiharı hakkında bile alçakça yazılar yazarken... Şimdi kandırıldılar, oh ne güzel hayat, kandırılınca bak hayat daha da rahat. Balyoz mağdurlarına da yaparsın bir iade-i itibar her şey hallolur. Dava sürecinde hayatını kaybedenleri de şehit sayacaklar. Oh mis demek mi lazım olanlara? Geçmişi unutmamak gerekir, unutunca aynıları tekrar yaşanır, öküz gibi aynı vagonları izlemeye gerek yok. Öküz olma, birey ol! Unutma!

Politik olmamak da politik bir karasa, politik olurum. Bazen rengini belli etmek iyidir.
  
Paylaş:

1.07.2015

Kapitalizm kendini anlatıyor.


Benim silahlarımdan biri dindir. Dinleri ve din adamlarını çıkarlarım doğrultusunda ayarladım. Tanrıyı modifiye edip, kurtarıcıların üstünde de rötuşarda bulundum. Kölelerime bunun doğru olduğunu buna iman etmelerini söyledim, televizyonlarda beyinlerini yıkayarak. Öldüklerinde cennet vaat ettim huriler ile birlikte. onlara burada  cehennemi yaşattım. Onlar çalıştı, ben zenginleştim güçlendim. onları ise çalışarak fakirleşmelerini sağladım. Din ile onları kontrolümde tuttum, sorgulamalarını engelledim.

Ben dünyadaki kaynaklarının yüzde seksenini dünya nüfusunun yüzde yirmisine verirken, kaynakların yüzde yirmisini de dünya nüfusunun yüzde seksenine bıraktım. Sizinle de tanıştığıma memnun oldum, en yeni kölelelerimden birisin, çalışarak özgürleşebilirsin. Afrika'nın zenginliğine el koydum. Dünya üzerindeki altın rezervlerinin yüzde doksanı Afrika'da iken sadece dört tane Afrikalı milyarder yarattım ve Afrikayı açlığa terk ettim.

Öyle kötüyüm ki zayıf ülkelere hastalık satar, utanmam bir de tedavisini iki, üç beş katına satarım. Dünyada altı yüz milyondan fazla obez ve sayısı bir buçuk milyarı geçen aç insan olmasını sağladım. çok yaşayayım.


Bir aralar Marx diye bir vardı, Karl Marx bu adam taktı bana Engels ile birlikte. Bunlar utanmazlar, benim hakkımda dedikodu yaparlardı. Marx benim için "gölgesini satamadığı ağacı keser" demiş. Öyle tabi artık 2000'li yıllardayız gölgesini satamadığım ağacı avm yaparım. Bu marx'ın bir de damadı vardı Paul, Paul Lafargue o da tembellik hakkı diye kitap yazdı, ben özgürleşmek için çalışın derken o "Çalışma her türlü entelektüel yozlaşmanın, organik deformasyonun nedenidir...Çağımızın çalışma yüzyılı olduğu söyleniyor; aslında acının, sefaletin ve çürümenin yüzyılı." diyerek kölelerimin aklını çelmeye çalıştı ama ben en güçlüyüm. Başka düzene izin vermem ekim devrimiyle kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğini ben yıktım. Yüz yıl yaşamasına bile izin vermedim.


Hepinizi bağımlı yaptım. Sizleri zavallı, acınası tüketim bağımlıları haline getirdim. Öyle ki yeni çıkacak bir iphone alabilmek için böbreğinizi bile satarsınız. Babanız ölüm döşeğindeyken babanız için üzüleceğinize, miras yüzünden birbiriniz ile kavga etmenizi sağladım ve bunu keyifle izledim.

Ben sizi özgür bırakmam, düşüncelerinize sansür uygularım, sansürü delerseniz, en sonunda kendi ellerinizle kurduğunuz devletin güvenlik güçleri tarafından öldürürüm. Sizi devlete ödediğiniz vergilerle alınan silah ve cephane ile öldürürüm.

Benden kötüsünün olmadığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Ben parayı severim. O dünyaya sahip olmak için kan döker, savaşır, sömürür yapamayacağı şey yoktur onun. O emperyalizm.
Paylaş:

İzleyiciler

BlogSözlük

blog sözlük

Son Yorumlar

Google+ da takip et!

Rastgele Yazılar

Blog Listem

Follow by Email

Blogger tarafından desteklenmektedir.