Küreselleşmeyi Anlama Kılavuzu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Küreselleşmeyi Anlama Kılavuzu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.02.2015

Küreselleşmenin Dünü

Beş yüzyıl önce cep telefonlarının, buzdolabının, faks makinelerinin,, otomobillerin, uçakların veya nükleer silahların olmadığı bir dünyada, adamın birinin aptalca bir hayali vardı. Ya da o zaman öyle görünüyordu. Genç ve hırslı Cenovalı bir denizci, bir maceraperest olan Cristobal Colon, hakkında, benzersiz hazineleriyle ilgili aslı belirsiz rivayetlerden başka bir şey bilmediği Asya'yı kafasına takmıştı. Bu takıntı (bazılarına göre açgözlülük) öyle güçlüydü ki, İspanya kral ve kraliçesini o zamanlar Okyanus Denizi olarak bilinen, göründüğü kadarıyla uçsuz bucaksız karanlık sularda yapılacak bir yolculuğu finanse etmeye ikna etmeyi başardı. Amacı, Büyük Çin kağanını ve onun yere göğe sığmadığı söylenen altınlarını bulmaktı.

Colon yüzyıllar sonra milyonlarca okullu çocuğun Kristof Kolomb olarak tanıdığı, Amerika'yı "keşfeden" ünlü adam olacaktı. Aslında bu, bir "keşif"ten ziyade bir rastlantıydı. Gözü kara Kolomb Asya'ya hiçbir zaman ulaşamadı, hatta yaklaşamadı bile. Bunun yerine, denizde geçirdiği beş haftadan sonra kendini Karayip Adaları'nın turkuaz sularında, yakıcı güneşin altında buldu. Bahama Adaları'ndan birinde karaya çıktı ve buraya San Salvador (Kurtarıcı) adını verdi. Kolomb'un yorgun mürettebatı adaya hayran kalmıştı. Gemilerine tatlı su ve tanımadıkları yiyecekler yüklediler. Adanın yerli halkı Tainolar onlara dostça davranıyordu.

Kolomb, seyir defterine "Dünyanın en iyi ve en nazik insanları," diye yazdı. "Adamlarıma suyun yerini seve seve gösterdiler. Dolu fıçıları gemiye kendileri taşıdılar. Bizi memnun etmekten büyük zevk duyuyorlardı. Öylesine dostça davrandılar ki, harikaydı."

Aradan yirmi yıl geçtikten ve birkaç yeni seferden sonra, Tainoların çoğu ölmüştü. Karayip Adaları'nın diğer yerli halkları ise ya köleleştirilmişlerdi ya da saldırı altındaydılar. Küreselleşme, daha o zaman, kültürler arasında masum bir alışverişten hızla vahşi bir servet ve iktidar mücadelesine dönmüştü. Yerli halk Avrupa'dan gelen hastalıklar yüzünden ölürken ve kelimenin tam anlamıyla ölesiye çalıştırılırken, binlerce Avrupalı sömürgeci bölgeye gelmeye devam etti. Bu zorlu ve çılgınca arayışın sebebi altın ve gümüştü. Ama dinsiz ruhları Hristiyan inancına döndürmek bu yağmaya ek bir heyecan katıyordu. Sonunda Avrupalı yerleşimciler Karayipler'in kuzey ve güneyine doğru olan toprakların çoğunu sömürgeleştirdiler.

Kolomb'un Amerika macerası yerli halktan ve topraktan mümkün olduğu kadar servet koparma kararlılığı açısından önemli olmakla beraber, daha da önemlisi 450 yıllık Avrupa sömürgeciliğine kapıyı açan bir dönüm noktası olmasaydı. Günümüzün küresel ekonomisinin temellerini atan işte bu yüzyıllar süren sömürgecilik çağıydı.
Küreselleşmeyi Anlama Kılavuzu
Wayne Elllwood
Share:

Copyright © Bir İzmirlinin Kaleminden | Powered by Blogger
Design by SimpleWpThemes | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com