Bir İzmirlinin Kaleminden
Çalışma hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çalışma hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.04.2015

Daha ne olmasını bekliyorsun?

Sokağa çıktığınızda, dost muhabbetlerinde ya da yeni tanıştığınız biriyle konuşurken laf lafı açar konu ülke sorunlarına gelir..

Çoğu insanın birbirine sorduğu, belkide görüşlerini merak ettiği için birazda uzayan bir soru bu ve ben bu soruya cevap vermekten çok sıkıldım. Sormaktan da bir o kadar sıkıldım. Soru şu "Ne olacak memleketin hali ?" bu soruya bir çok cevap verilebilir. Kimi "bana ne, ne olursa olsun" der, kimi memnundur memleketin halinden, kimi ise memnun değildir. Ben de bu sorudan bıktığım için "Daha ne olsun ?","Ne olmasını bekliyorsun ?" gibi sorularla karşılık veriyorum, hiç uzatmadan. Yazımda fazla uzatmayacağım.

Daha ne olsun? Emeklinin hali ortada, aldığı maaş elektrik, su telefon bir de ev kirasına yeterse aç bir şekilde bir ay geçirebilir

Daha ne olsun değil mi? Öğrenciyseniz potansiyel suçlusunuz. Parasız eğitim istediğiniz, laik ve bilimsel eğitim istediğiniz, zorunlu din derslerine karşı olduğunuz için şiddet görebilir ve tutuklana bilirsiniz
.
Asgari ücretli bir çalışan iseniz sigortanız da düzenli olarak yatıyorsa şanslısınız. Çünkü işsizlik yüzdesi tek haneli rakamlardan çift haneli çıktı ve hala yükseliyor. Bir de iş aramaktan vazgeçmiş insanlar da var onlarla birlikte bu çift haneli işsizlik yüzdesi kabarıyor. Daha ne olsun?

Adalet kurumlarına işimiz düşmesin suçsuz, haklı durumdayken bir anda kendinizi tutuklu bulabilirsiniz. Mustafa Suphi'lerden, Sabahattin Ali'ye ve günümüze kadar uzanan katili belli faili meçhullerin var. Daha olmasını bekliyorsun? Sivas'ta yanan insanların var, .. , Gazi katliamın var, Gezi'de yeşilini koruyan insanların yaralayan, öldüren zihniyet tarafından yönetiliyorsun, sesin çıkmıyor. Susma! Soma ve Ermenek'te madenci katliamların var. Daha ne olmasını bekliyorsun?

"Esnaf gerektiğinde bu ülkenin hakimidir, polisidir." diyen zihniyetin Gezi'de elinde palasıyla dolaşan yaratığa(adam diyemedim), polis " Abi hadi evine git" diye rica ediyorken "Berkin'in üzerinden ise bomba çıktı" dedi. Gazeteci Nuh Köklü, attığı kar topu bir dükkanın vitrinine isabet edince, dükkan sahibi tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Anlamadım daha ne olmasını bekliyorsun? Susarak bir şeyleri değiştiremezsin.

Daha ne olsun? "Türbansız kadın perdesiz eve benzer" zihniyetin geldiği son evre "çalışan kadın fuhuşa hazırlık yapar." Her gün işlenen kadın cinayetleri ve katillere verilen caydırıcılığı olmayan cezalar...

Askeri vesayet denen şey kalkmış olabilir yerine sivil vesayet geldi. İç güvelik paketi vatandaşa "h-iç güvenliğin yok" diyor, öldürürüm, Kim vurduya gidersin. Kork benden! diye haykırıyor.

Havyardan %8 alınan vergi kitaptan %18 alınıyor, devlet diyor ki "Kitap okumayın, Havyar tüketin" Ben de pek gezi zekalıyım anlamıyorum, ülkemiz de de iki laf var eskiden söylenen hala geçerliliği olan "oku adam ol" ve "yazan insanı sevmezler"... Adam oldum mu ? Bilmiyorum ama yazdığım için sevmeyecek iseniz, sevmeyin beni.

Daha bekleyecek misin?
Öylece susarak, hiçbir şey olmamış gibi.
Daha ne olmasını bekliyorsun?
Anlamadım.

Yazımı Sabahattin Ali'nin en sevdiğim şiiri olan Dağlar şiirinin ilk dörtlüğüyle sonlandırıyorum.

Başım dağ, saçlarım kardır,
Deli rüzgarlarım vardır,
Ovalar bana çok dardır,
Benim meskenim dağlardır. 
Paylaş:

31.10.2014

Kazaların Ülkesi Türkiye (Yoksa Yeni Türkiye Mi Demeliyim?)

Her sabah kaza ve ölüm haberleri ile gözümü açmaktan bıktım artık. Ülkemde en ucuz şey insan hayatı olduğunu her gün kafamıza vura vura anlatılıyor. Tamam da güzel kardeşim gerizekalı(biraz gezizekalı olabiliriz) değiliz anladık! Tv'de insan hayatının ucuzluğu ile ilgili haberleri duyunca hep Nazım Hikmet'in 23 centlik asker şiiri geliyor. Hani dönemin abd savunma bakanı John Foster Dolles'ın müttefik güçler en ucuz askeri Türkiyeden temin ediyor, bir askerin maliyeti 23 cent'e geliyor açıklamasının ardından kaleme aldığı şiir;
Mister Dalles.
"Sizden saklamaz olmaz,Kazaların Ülkesi Türkiy
Hayat pahalı biraz bizim memlekette.
Mesela ikiyüz gram et alabilirsiniz.
Koyun eti,
Ankarada 23 cente." diye başlayıp,

...

"Hani şaşmayın,
Yarın çokDipçe pahalıya mâl olursa size.
Bu 23 centlik asker,
yani benin fakir, cesur, çalışkan milletim.
Her millet gibi büyük Türk milleti. "

diye biten şiir gelir aklıma çok severim. Nazım Hikmet'in şiirlerinde bir dönemi öğreniriz aslında. Tabi bu diğer şair ve yazarlara ön yargılı olduğumuzdan değil, ayırt etmeden her şeyi okumak, ufkunuzu geliştirir, farklı bakış açılarından dünyaya ve olaylara bakarsınız ve daha doğru sonuçlara ulaşabilirsiniz.



Cumhuriyet bayramında, Cumhuriyet'in askeri, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında, sokakta ve sivil iken şehit ediliyorsa, kusura bakmayın ya da bakın cumhuriyetin eksiklikleri, tam çalışmayan fonksiyonları olduğunu düşünüyorum.

Eğer kendi ülkesinde, başbakan cumhurbaşkanı vs. yüzlerce koruma ve zırhlı araçlarla geziyorsa, korkulacak şeyler yaptığını, halkından korktuğunu düşünürüm.Böyle düşünmekte haklı olduğumuda görüyorum.



İş kazalarında Soma'nın son olmasını diledim. Hiç son olur mu? Burada keşkeler devreye giriyor, giden canlar geri gelmiyor. İstanbul da asansör kazası oluyor on kişi hayatını kaybediyor, kırk gün sonra izmir de asansör kazası oluyor, dört işçi ağır şekilde yaralanıyor. Dört gün önce Konya Ermenek'te  madende su baskını meydana geliyor onsekiz işçi yerin üçyüzelli metre altında mahsur kalıyor. Umutlar tükeniyor.


Gitti mi benim oğlan şimdi, saklamayın. Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?diyen dedem ve ninem aklımdan çıkmıyor. Şirketin kendini "doğal afet" diyerek sıyırmaya çalışması çok onursuz bir davranış. Bakanlık beş ay önce uyarmış, haziran ayında madende yapılan teftişte 12 tane eksiklik tespit edilmiş. 8690 lira idari para cezası verilmiş, ne hikmetse maden kapatılmamış.

Tüm bu olanlar yetmezmiş gibi bir de ısparta'dan katliam gibi kaza haberi geliyor. Mevsimlik işçileri taşıyan araç, virajlı yolda şarampole yuvarlandı. Onsekiz yirmi kişilik aracın içinde kırkiki kişi vardı. Onbeş işçi öldü. Yirmiyedi işçi yaralandı.

Bu yaşananlar da siyasi, idari bütün sorumluların cezalandırılması dileğiyle.

Dipçe: Toplum olarak şaşırmamaya alıştık. Tepkimizi koymamaya düşünücelerimizi söylememeye. Ben düşünceleri söyleyeceğim odada duvarlar üstüme üstüme gelmeye başlamıştı. Biraz da olsa düşündüklerimi anlattım,  yazmasaydım delirecektim.


Paylaş:

İzleyiciler

BlogSözlük

blog sözlük

Son Yorumlar

Google+ da takip et!

Rastgele Yazılar

Blog Listem

Follow by Email

Blogger tarafından desteklenmektedir.