23.10.2016

Hayal Ürünü KHK'lar


Temsilcilik tarafından çıkarılan khklar sonucunda olanlar.

Alın teri ile yaşayanlar köle ilan edilmiştir. Artık memurlar işini bilip yolunu bulacaktır. Yolunu bulamayanlar atılıp, yerine iş bilen, yol bulan memur alımı yapılacaktır.
İhaleye fesat karıştırmak suç olmayıp, her şirket bünyesinde üç fesat karıştırıcı çalıştırabilecek. İsteği doğrultusunda bir yabancı hakkıyla toplamda dört fesat karıştırıcıyla ihaleleri alabilecektir.
Kara para ak para fark etmeksizin helal sayılacak, Para helalleştirme merkezlerinde %7 komisyonla paranız helal olacaktır.
Dini devlet işlerine alet etmemek suç olup, memurlara her gün cuma kılmaları için izin verilecektir.Hac döneminde meclisin kapanmasına  karar verilmiştir.
Alın terinin ne olduğunu bilmeyen, kağıt arası, tapu üstü, ruhsat arası para alan noterlerin aldığı her para helal olacak, değerli kağıtların değeri artacak.
Taşı sıkıp suyunu çıkarmak gibi atasözlerini söyleyenler atalıktan men edilip, bonservis bedeliyle birlikte ABD'den ata ithal edilecek.
Çok paranız varsa ve ne yapacağımızı bilmiyorsanız  alo babacım hattı size 7/ 24 hizmet verecek görüşmeler kayıt altına alınmayıp geri zekalı konumuna düşme gibi bir sıkıntınız olmayacak.
Ayakkabı kutusu yapımı meslek haline gelip, ayakkabı kutularının içinde para sayma makinesi ile birlikte satılacak.
Duvarlara yazı yazmak yasak olup, Fabrikalar tarlalar her şey halkın olacak değil, her şey egemenlerin olacak.
Vergisini ödemeyip kaçıran big bosslara vergi affı yapılacak, ödeyenler ödedikleriyle kalacak.
Tefecilik yasal olup, bankaların tefecilerle iş birliği yapmasının önü açılacak, bankaya borcu olanlara banka onay verdiği taktirde tefeci topuklara sıkacak.
Her türlü yolsuzluk dolandırıcılık yasal olacak vergilendirilmesi 18% olup olaydan itibaren 3 iş günü içinde ödenmemesi durumunda faize tabi tutulacak. yolsuzluğun içinde temsilci ya da çocuklarının ismi geçiyorsa vergi ve faiz işlemi yapmadan parayı alacak.
Helal sigorta ile öte tarafta cennetten yerinizi garantiye alacaksınız.
Kumar yasal olup öncelik temsilci çocuklarına verilecek. Kumarhaneler bankalarla anlaşmalı olup Yurt genelinde atmlerden kumar oynanabilecek.
Milletin a.... koymak yasal olup, müteahhit lisans programları açılıp  nasıl daha iyi koyma işlemi yapılır bilimsel ortamda araştırılacak ve bu yönde eğitim verilecektir.
Halkını kandırmayı reddeden temsilciler  ifşa edilip, yargılanacak, temsilciler halkı kandırmak oyalamak ve dikkatlerini başka yere çekip vergileri paylaşmaktan sorumlu olacak.
Sendika, stk binaları kapatılıp yerine AVM yapılacak sendika ve ayaklarda faaliyetlerde bulunanlar cezalandırılacak.
Adalardan sonra baklava ve kahve de Yunanistan'a bırakılacak, yıllardır AB'ye giremeyen ülkeye bizzat AB girecek.
Rakı ve kitap gibi halkı ayıltacak her türlü araçlardan ek vergi alınacak. Vergilerle dogmalar beslenecek. Meyhaneler ve kitapçılarla mücadele dernekleri kurulup, içen, okuyan nesil kontrollü şekilde yok edilecek.Bu kapsamda İzmir proje ohal bölgesi ilan edilecek, kordon çimlerinde oturup içmek, yasaklanacak.

Son maddeden sonra İzmir'de yaşananlar
Alkol satış yasaklanınca Kepenkleri indiren tekel bayiler ve alkol satışı yapan yerlerin sahipleri Gündoğdu meydanında açlık grevine başladılar, yaptıkları basın açıklamasında mücadelelerinin zafere kadar süreceğini söyleyen esnaflar terörle mücadele ekipleri tarafından tutuklandılar. Tv'de alkolden sorumlu temsilci yaptığı açıklamada "Alkol terörüne izin vermeyeceğiz, İzmir ciğerlerini temizliyor, türüne bakılmaksızın tüm alkol içeren şeyler kolonyasına kadar toplatılacak" dedi. Alkol bulamayan İzmirliler köylere akın etti. Komün yaşamını seçen bir grup yasaklardan bir süre sonra mavi kuş üzererinden "arpamızı ekiyoz biramızı alıyoz, Yanda bağımız var iyi şarap veriyor, rakı üzerinde çalışıyoz, her akşam köy kahvesinde kadınlı erkekli içiyoz, Beraber çalışıyoz, beraber içiyoz." açıklaması yaptı. Temsilcilerin ve kuvvetlerinin ne yapacağı bilinmiyor.

Not: Bu yazıda geçen olay, kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünü olup, gerçekle bir ilgisi yoktur.


Share:

16.10.2016

Meçhul Adamın Bir Günü

Çoğunluk gibi çalışıyordu. Mesaisini bitirdi. Evine gitmek için otobüs beklerken, internetten de bir şeyler okurdu. Beklediği otobüs geldi, yine doluydu, ayakta gidecekti. Otobüse bindi, biletini bastı, arka tarafa doğru yürüdü. Bir eliyle demire tutundu düşmemek için, bir eliyle de telefondan haberleri okumaya devam etti.

Hiçbir şey yolunda değil, her gün birbirinin aynı gibiydi. Okuduğu haberlerin ortak noktası ölümdü, tüm canlıların ortak noktası olduğu gibi. Ya bir patlama olurdu okuduğu haber ya da kadın cinayeti, kimin yarattığını bildiği, bildiği ama herkesin bilmezden geldiği terör saldırısı olurdu. Bazen değişirdi haberi, polis terörünü de okurdu yanında haberle ilgisi olmayan yeni sekmelere atan internet sitelerinde nasıl zile basıp, evi aramak için içeri girip yasal bir şekilde bir kızın öldürülüşünü bile okudu. İşe gidip gelirken kullandığı otobüste... Haberleri okurdu, elinden hiçbir şey gelmezdi, olanları engelleyebilmek için.

İneceği durağa yaklaştığında telefonun ekranının kapatır, otobüsün durması için butona basar, otobüs durduğunda evinin yakınındaki bakkala giderdi. Bakkal dükkanını arkadaşı işletirdi. Saat gece on'u geçse de bakkal alkol(alkol sağlığa zararlıdır) satışı yapardı, mahalledeki herkesi tanıyordu, alkol kullananlar belliydi, saat on'u geçince tanımadığına satmazdı. Bakkal sahibi arkadaşı da eşantiyon gelenleri satmaz, içerdi.

Yalnız yaşardı, haftada üç dört gece eve giderken arkadaşının bakkalına uğrar, doğruca dolaba yönelir, kapağa asılı olan siyah poşetten alıp, dolaptan beş bira alır, biraz sohbet eder, aldıklarının parasını öder, evinin yolunu tutardı. O gecede aynısını yaptı, Bakkalın kapısından çıkarken, "Çok boktan bir dünya burası bizler de rezil bir hayat yaşıyoruz. Yaşamak için çalışıyoruz, çalışırken yaşamayı unutuyoruz sonra bir bakmışsın ölmüşüz." dedi

Etrafa boş boş bakarak yürüdü, iki sokak ötede evinin bulunduğu apartmana girdi, merdivenlerden üçüncü  kattaki evine elinde tuttuğu anahtarları sallayarak çıktı. Kapının önüne geldiğinde kapıya arkadaşıymış gibi baktı, omuzlarını silkti, kapıyı açtı, doğrudan mutfağa girdi. Siyah poşeti masaya bıraktı. Ceketini çıkarıp sandalyeye astı. Masaya bıraktığı poşeti aldı. Buzdolabını açtı, siyah poşetten çıkardığı biraları dolapta duran bir bira şişesinin yanına dizdi. Önceden kalan soğuk birayı aldı, dolabı kapattı. Dolap kapağındaki açacak yardımı ile birayı açtı. Balkona çıktı, balkondan sokağı seyrederken birasından bir yudum aldı. Sokakta hiç kimse yoktu. İçeri girdi. Mutfakta masanın üstünde duran eski radyoyu açtı. Ceketini astığı sandalyeye oturdu. Uzun süre mutfakta oturdu, sadece birası bittiğinde yerinden kalktı, yenisini almak için. Dördüncü birayı dolaptan aldı, kalktığı yere oturdu. Radyoda Edip Akbayram çalıyordu "Güzel günler göreceğiz güneşli günler" diyordu şarkıda birden kendi kendine "Nazım'ı severim ama umudum her geçen gün yok oluyor. Sol mememin altındaki cevahir fazla acıdan karardı, kömür gibi bir şey oldu." diye söylendi. Dolaptan yeni bir bira aldı. radyo istasyonlarını  gezdi yavaş yavaş birasını içerek. Bir çok istasyonda onaylamadığı siyasetçilerin konuşmalarını duydu. A, b, c partisi fark etmezdi onun için. Farklı şeyler söyleyip aynı şeyi isteyen insanlar olarak görürdü vekiller ve bakanları. Meclisteki partileri ise bir lokomotifin vagonları olarak görürdü. "Her bir parti ayrı bir vagon ama lokomotif nereye giderse oraya gidiyorlar, kendi ilkeleri doğrultusunda değil lokomotifin onları çekmesiyle gidiyorlar" derdi. hepsinin istedikleri şey güçtü, güce tek başına sahip olmak, gücü isteyenlerin yönetimi ele geçirdikten sonra kendi doğrularını dayatmasına da tanık olmuştu. Hemen dinlediği istasyona geri göndü.

Müzik dinlerken düşüncelere daldı. Neden yaşıyoruz? Neden ölüyoruz? Neden yaşadığını bilmiyordu. Ölümden korkmuyordu, dinlerin açıklayamadığı, bilimin bilmediği, bilinmezlikten korkuyordu. Hesap verecek bir tanrısı olmadığı halde kimseye kötülük yapmazdı, hakkını yemezdi.  Doğru düzgün yaşamaya çalışsa da insanların nerede, neyin peşinde olduğuyla ilgilenmez, bilmezdi. İnsanlar ölürken sessiz kalanların insanlığını yitirmiş olduğunu düşünürdü. Nedenini anlamaya çalışırdı bütün olayların... Birasını bitirdi, oturduğu sandalyeden kalktı. Yatak odasına giderken "İnsan seçimini yaşar. İyi bir yaşamı da katillerini de kendisi seçer. Demokrasi her zaman iyi olmayabiliyor, yanlış ellerde en tehlikeli silaha dönüşür." diye söylenerek odaya girdi. Şifonyerin çekmecesinden psikoloğun yazdığı  uyku hapından bir tane aldı. Şifonyerin üzerinde duran sürahiden bardağa biraz su döktü, ve hapı içti. Üstünü değişti ve aynı bir güne uyanmak üzere yattı.

Bu adamın yaşadığı dünya öyle bir yerdi ki mutlu insanlar gülerek uyurken, mutsuz insanlar gülerek ölüyordu hem de mutlu insanların gülerek uyuması için. Varoluşundan beri olmasa da belki tanrının icadından beri hikayesiydi azınlığın mutlu olması için çoğunluğun acı çekmesi...
Share:

Tıkırtı - Kısa Film

Tıkırtı - Ed Chen
Bize doğumdan ölüme kadar olan uzun yolculuğu, iki dakika kadar kısa bir animasyon film ile aktarmayı başarıyor. Ed Chen'in hazırladığı "Rattle" yani Tıkırtı, kıskançlığın ve kıskançlığın insan üzerindeki etkilerinin anlatıldığı destansı bir hikayedir. İki karakterin yaşamını üzerinden kıskançlık konularını işleyen film, İncilden alıntıyla başlıyor.

Yaratılış 4:9
RAB Kayin'e, “Kardeşin Habil nerede?” diye sordu.
Kayin, “Bilmiyorum, kardeşimin bekçisi miyim ben?” diye karşılık verdi.

Share:

Copyright © Bir İzmirlinin Kaleminden | Powered by Blogger
Design by SimpleWpThemes | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com