27.09.2014

Şiir gibi şehir İzmir


Biraz serseridir bu şehirde çocuklar, kardeşliktir İzmir, 
bize gidelim,bizde yiyelim,bizde yatalımdır İzmir.
Arkadaşının parası kalmadıysa 


ve 


bir yere gidilecekse sen gel bende var oğlumdur İzmir. 
Kavga eden arkadaşını kurtarmak için gidip, beraberce dayak yemektir.
Seneler sonra arkadaşlarınla yediğin dayağı yıllar sonra kahkahalarla hatırlamaktır İzmir, 
İzmiri karşılık beklemeden seversin tıpkı anneni sever gibi. 
Çocuklarını okula gönderirken "dikkatli ol oğlum" değilde "kimseye bulaşma oğlum" dendiği yerdir İzmir.


 Yanında kız arkadaşı var boşverdir İzmir.
İnsanların birbirine selam verdiği yerdir İzmir. 
Simide "gevrek", çekirdeğe "çiğdem"denen yerdir İzmir.
Yabancıysanız adres sorduğunuzda size sorduğunuz adresi tarif etmekle kalmayıp, aradığınız yere kadar size eşlik eden iyi insanların yaşadığı şiir gibi bir şehirdir İzmir.
Cumhuriyet Halk Partisinin kalesi diyenlere inanmayın, Cumhuriyetin kalesidir, İzmir

İzmir






Paylaş:

25.09.2014

Bu Gezegen Sensin!







Biz insanlar, doğada yaşayan ve doğaya en fazla zarar veren canlılarız Hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz,sanki bizden sonra yaşam devam etmeyecekmiş gibi doğaya zarar veriyoruz,hayvanlara zarar veriyoruz,en çok kendimize zarar veriyoruz birbirimizi öldürüyoruz.

Sanki doğaya yok etmek  için gelmişiz, her şeyi yok ediyoruz.
Şu an  yaşayabileceğimiz başka bir gezegen yok.

Peki

Biz neden varız?
Dünyaya geliş amacımız tamamen yok etme, zarar verme üzerine mi kurulu?
Yok etmek, öldürmek için mi yaşıyoruz?

Düşünen canlılarız fakat geleceğimizi kazanacağımız paradan ve mal mülkten ibaret görüyoruz.
Gelecek,bizler doğaya zarar vermezsek gelecek.
Dünya'ya zarar verirken aslında kendimize zarar veriyoruz
Çünkü,bu gezegen biziz!
Bu gezegen sensin!
Paylaş:

19.09.2014

Popüler Kültürün Götürüleri

Popüler kültür tek tip insan yetiştirmeyi hedef alır.

Bireyleri tek tip ve belirli yazarlar okumaya iter.Popüler kültür görüş farklılıklarına karşı çıkar, tek tip görüşe sahiptir.Kendisi gibi olmayan insanları toplumdan dışlar.Popüler kültürün isteği insanları duyarsızlaştırmak, ve bu konuda çok başarılıdır.

İnsanları tüketim canavarı haline getirir, bugün satın alınan iphone 5s, yarın 6s çıktığında, o toplumda 5s'in değeri bir anda yere inecek ve itibar gördüğü kısa süre hatırlanmayacak. Bir dolap giyeceği olan ve giyecek bir şey bulamıyorum diyerek insanların çantalar dolusu giyecek alması tüketim çılgınlığıdır. Tüketim çılgınlığı popüler kültürün getirisidir.

Tüm varlığını dünya üzerine kuran bireyler yetiştirir, onlarca araba satın almak, onlarca hatta yüzlerce eve sahip olma popüler kültürün isteğidir. İnsanların maneviyatlarının olmasını istemez.Popüler kültür maddiyata önem veren insanlar yetiştirir,popüler kültüre göre para her şeyden önemlidir. Herhangi bir dine inanmayan insanların bile maneviyatları vardır, kişiler vicdanlarında hesap yaparak yaşarlar.

Popüler kültür insanların olayları veya kendilerin sorgulamasını istemez. İnsanları sorgulamadan, soru sormadan yaşamaya iter, Popüler kültür insanları bencil, egoları olan kibir insanlara dönüştürür. İnsanların teknoloji bağımlısı olmasını ister ve bu isteğini gerçekleştirme konusunda başarılıdır.Bireyleri fikir üretmek, düşünceleri hayata geçirmek yerine var olanı kullanmaya sevk eder.

Aslında popüler kültür, Teknoloji ile beraber sokaklarda oynanan oyunları, ailemizle, dostlarımızla ettiğimiz sohbetleri bizden götürmeye çalışıyor.Toplumumuzu, insanlığı tamamıyla ele geçirmiş değil.
Tek tip insan olmayın. Pop müzik dinliyorsanız, Bandista da dinleyin, Zülfü Livaneli, Cem Karaca da dinleyin.Aşk romanları okuyorsanız polisiye de okuyun psikolojik romanlarda okuyun.


Çabuk tüketmenin değil, daha uzun süre kullanmanın, 
fikir üretmeyi ve düşünceleri hayata geçirmenin 
yollarını bulmalıyız.

Paylaş:

17.09.2014

Yeni Türkiye'de Torba Yasa Böyle Olur

Yeni Türkiye'de Torba Yasa Böyle Olur!
aykiriblog.blogspot.com
Torba yasadan "bit" çıktı.
Yeni Türkiye'de;
Telekomünikasyon ve İletişim Başkanlığı,
Bit Mahkeme kararı olmaksızın,
İnternet'e erişimi yasaklama yetkisi,
sansür ve fişleme yetkisi tanındı.
BİT'in tedavi edilip, TİB olması lazım

Yeni Türkiye'de;
Çarşıya Müebbet, gezi eylemlerine katıldığı gerekçesiyle
"darbeye teşebbüs" suçlamasıyla  hazırlanan iddianame kabul edildi.

Yeni Türkiye'de;
Ankara da musluklardan zehir akıyor, Ankara B. Ş. B. Başkanı Melih Gökçek, başkentin sularına atık su karıştığı gerekçesiyle canlı yayında su içiyor. İçtiği su musluk suyu mudur? bilemem.

Yeni Türkiye'de
Trafik can almaya devam ediyor, trafik kazalarında ciddi artış söz konusu.
Kadına yönelik şiddet olayları her geçen gün artıyor.

Yeni Türkiye'de;
İşkencecilere zaman aşımı, 12 eylül dönemindeki işkenceler nedeniyle iki askere açılan dava zaman aşımına uğradı.

Yeni Türkiye'de;
Çocuk tecavüzlerinin sayısında artışta,
İşçi kazaları tavan yaptı.
Her geçen gün bonzai kullanımı artıyor.

Yeni Türkiye'de
Atanamayan öğretmenlerin sayısı 330.000'e ulaştı.
Ağaç katliamları tüm hızıyla devam ediyor.
Ve
Biz basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 154. sıradayız.

Yeni Türkiye'de; Ethem'i vuran polis suçsuz, Ethem suçlu,
        Tecavüz eden değil, tecavüz edilen suçlu,
        Terörist suçsuz, Genelkurmay Başkanı da dahil asker suçlu,
        Karısına şiddet uygulayan adam suçlu değil, şiddet uygulanan kadın suçlu,
                        Parasız eğitim isteyenler suçlu, paraları sıfırlayanlar suçsuz!
                        Hoş geldin Yeni Türkiye!

İleri demokrasi bitti. Şimdi moda "Yeni Türkiye", Yeni Türkiye'den sonra neler çıkacak zaman gösterecek.

Paylaş:

14.09.2014

Asla İnsanlıktan Umudunu Kesme!

Varolan sistemde
Bizler para kazanırken,
hayat ve ruhun değerini unuttuk.
Çin gibi ülkelerde insanlar birbirleriyle ilgisiz,
sadece kendi çıkarlarının peşindeler.
İnsanlar kalplerini sevgi ile değil kişisel çıkarları ile bağlamaya başladılar.
Bu dünya genelinde de böyle bir hâl almaya başladı.
İnsan yaşamının değeri azda olsa halâ dünyanın her yerinde var, ben bu videoda umut ve iyi şeyler görüyorum.


Paylaşmayı ve yardımlaşmayı öğrendiğimiz gün, dünya cennet olacak.
Yardımlaşmanın ve insanların birbirine saygısının hep var olması dileğiyle...

Paylaş:

11.09.2014

Artık Yeter! - Bir Gezi Parkı Belgeseli

Artık Yeter! - Bir Gezi Parkı Belgeseli
Haziran direnişi Cumhuriyet tarihimizin ilk halk hareketiydi.Gezi parkı ile başlayan sürecin daha sonra hükumetin insanların yaşamlarına karışması, polis şiddeti ve insanların içine attıklarının bir patlaması olarak devam eden ve benim tahmin ettiğim süreden  daha uzun olan, iktidarın gözünde çapulcu, marjinal grup, vandal olabilen yalnız halk olamayan,ilk günlerde gazlı, tazyikli sulu, orantısız şiddetli geçen, canlar yitirdiğimiz, kimi zaman gazdan etkilendiğimiz, yaratıcılığımızın sınırlarını zorladığımız, iktidara orantısız zeka ile karşılık verilen toplumsal hareket.

Gezi parkı protestoları veya haziran direnişi ne dersek diyelim şuan bir takım şeyler değişmemiş olsa bile uzun vadede bir şeyler değişeceğini düşünüyorum.Zaten bazı şeyler değişmeye başladı. Gs Fb taraftarları kol kola hepsi çarşı da, öncelerde canavar olarak gördüğüm "ülkücü"nün, yere kapaklanan arkadaşımı kaldırmama yardım etmesi, o an siyasi görüşlerin fazla önemli olmadığını anladım. Saygı ve insan sevgisini önemli olduğunu bir kez daha öğrendim. Ne yazık ki sadece paraya saygı duyan ve bu ülkenin kurucusu M.Kemal ve Silah arkadaşlarına saygısızlık eden, emperyalizmin çıkarlarına göre değiştirilmiş tarihi benimseyen, Sanat eserlerini ucube olarak görenlerin, bırakın mahalle muhtarı ya da belediye başkanı, bakan, başbakan hatta cumhurbaşkanı oldukları ülkede yaşıyoruz. 
Artık Yeter! gezi parkında yaşananları anlatan, bağımsız sinema merkezi tarafından yayınlanan belgesel filmdir. Belgesel türünde hazırlanan film Gezi parkı nöbeti ile başlayan haziran direnişini konu alıyor. Direnişe katılan gençler, siyasiler, akademisyenler, hukukçu ve sağlıkçıların görüşleriyle zenginleşen belgesel film, direnişin ruhunu her saniyesinde hissettirmeyi hedefliyor
Buradan Filmi İzleyebilirsiniz.
Umarım 2015 genel seçimlerinde, bu halk hareketinin meyvelerini alabiliriz.
Yağmaya,talana,vatan hainliğine ARTIK YETER! demek dileğiyle.
Paylaş:

9.09.2014

İzmir B.Ş.B. ve Ankara Engeli


Belediyeler halka hizmet etmek için vardır. Halk devlete vergi öder,vergilerin karşılığı ise klasik olarak cevap verecek olursak yol,su,elektrik. Bizde o yol kimlerin cebine gider o da belli.
(Yol+Su+Elektrik = Paraları sıfırlayamayanlar,Gemicikler,Dernekler,İşid'e Silah ve THY ile ulaşım)
Büyük şehir belediyemizin kentte hayata geçirmeyi planladığı projelerin büyük çoğunluğu Ankara engeline takılıyor. İzmir B.Ş.B'sine, başkentten ya olumsuz yanıt geliyor ya da hiç yanıt gelmiyor.İzmir'i seçimlerde akp kazansaydı, milyonali belediye başkanı olacaktı. Yanıt gelmeyi bırak her projeleri kendilerininmiş gibi gösterip onaylayacaklardı. akp İzmir'i ele geçiremediği için projelere yanıt bile gelmiyor.Projeler onaylanmasa da hizmetler yavaş yavaş olsa da İzmir'de İzmir'in güzel insanlarıyla yaşamak ayrıcalık.

Bu arada 9 eylül İzmir'in düşman işgalinden kurtuluşunun 92 yılı kutlu olsun. Umarım Türkiyede başındaki hainlerden kurtulur.



__________________________________________________________________________
**************************************************************************

Yanıt alınamayan ve yılardır beklemede olan başvurular.

gazetedokuzeylul.com 'da Umut KARAKOYUN yazısı ise şöyle;


"BAŞVURUYA YANIT YOK

Büyükşehir Belediyesi, İzmir'i 'deniz kenti' kimliğine kavuşturmak için Mavişehir-İnciraltı arasındaki sahil şeridini kapsayan 40 kilometrelik alanda İzmirdeniz projesi başlattı. 5 ayrı bölgede uygulanacak projeleri hayata geçirmek amacıyla 5393 sayılı belediye yasasının 79. maddesi kapsamında Maliye Bakanlığı'ndan Kıyı Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olarak kullanılmak şartıyla, kıyı kenar çizgisinin deniz yönündeki dolgu alanları için belediye tarafından tahsis talebinde bulunuldu. Yapılan başvuruda; Karşıyaka ve Bostanlı vapur iskeleleri arasındaki bölge için 6 Ağustos 2008, 17 Eylül 2009, 17 Şubat 2012, 3 Eylül 2013 tarihlerinde talepte bulunuldu. Ancak bu taleplere yanıt gelmedi. Yine aynı şekilde Bostanlı vapur iskelesi ile Mavişehir konutları arasındaki bölge, Karşıyaka vapur iskelesi ile Bayraklı ilçe sınırları arasındaki bölge, Konak vapur iskelesi ise Bayraklı ilçe sınıları arasında kalan bölge ve Üçkuyular vapur iskelesi ile Konak Pier arasındaki bölge için farklı tarihlerde tahsis için başvuruda bulunuldu. Yıllardır yapılan başvurulardan hiçbir sonuç çıkmadı.
Hafif raylı sistem projeleri de Ankara'ya takılanlar arasında. Üçyol- Buca Dokuz Eylül Üniversitesi Kampüs arasına 9.5 kilometre uzunluğunda 7 adet istasyonu Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın yapması için 6 Aralık 2010, 5 Mart 2012, 12 Nisan 2013, 18 Temmuz 2013 olmak üzere 4 kez başvuru yapıldı. Bakanlık, söz konusu projenin yatırım programına teklif edilmediğini belirterek belediyenin bu hayalini de boşa çıkardı. Raylı sistem projesine ilişkin bir diğer belirsizlik ise Narlıdere-İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) için belirlenen 30 kilometrelik alanda öngörülen 23 istasyon için yaşanıyor. Projenin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından yapılması konusunda 6 Aralık 2010, 5 Mart 2012, 12 Nisan 2013 ve 18 Temmuz 2013 tarihleri arasında başvuruda bulunuldu. Bakanlık, belediyeye 'Fahrettin Altay-Narlıdere hattının yapımından sonra değerlendirilecek' yanıtını verdi.

TRAMVAY DA BEKLEMEDE

Şirinyer Banliyö İstasyonu ile Dokuz Eylül Üniversitesi Tınaztepe Kampüsü arasında 9 durak, 10 araçlı ve 4.7 kilometre uzunluğundaki Buca tramvayı için 3 Eylül 2010 tarihinde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'na başvuruda bulunularak; proje raporu, teknik çizimler albümü ve fizibilite etüdünün onaylanması talep edildi. Fizibilite onaylanmadığı için ve bakanlığın 'proje kendileri tarafından gerçekleştirilecek' kararı nedeniyle söz konusu hattın uygulama projeleri yapımından vazgeçildi."


Paylaş:

8.09.2014

Biraz Film - Dünyalı - The Man From Earth

İzlediğim en iyi bilim kurgu filmlerinden biri. Işın kılıçları ya da çok iyi görsel efektler arıyorsanız bulamazsınız. Film bir oda ve evin bahçesinde geçiyor. İzlemenizi tavsiye ederim.
Üniversitede başarılı bir tarih profesörü olan John Oldman hiçbir neden yokken istifa edip gitmeye hazırlandığı sırada, meslektaşları vedalaşmak için evine gelir.Meslektaşları açıklama yapmasını ister. başta suskun kalan profesörümüz baskı ve ısrar karşılığında hikayesini anlatmaya başlar. John 35 yaşında, hiç yaşlanmadığı için on yılda bir yer, kimlik değiştiren biri ve ondörtbin yıldır yaşadığını iddia ediyor.
Pozitivist bilim adamları ve ondörtbin yaşında olduğunu iddia eden bir adam aynı odada. şüpheden şüpheye sürükleneceksiniz. Oldukça sade ve bir kaç müzik haricinde tek planda yapılan çekimlerle, geniş kitlelere seslenen bir film değil. Geniş kitlelere seslenen bir film olsaydı Oldman'ın anılarını görme imkanına kavuşabilirdik. İyi bir kadroyla ve düşük bir bütçeyle zihinde soru işaretleri yaratmayı yeğlemişler..İzlemenizi tavsiye ederim..


Paylaş:

İzleyiciler

BlogSözlük

blog sözlük

Son Yorumlar

Google+ da takip et!

Rastgele Yazılar

Blog Listem

Follow by Email

Blogger tarafından desteklenmektedir.